Mart 8, 2021

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ne Anlama Geliyor?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun! Bu önemli gün kapsamında Özel Sezin Okulu öğretmenlerine toplumsal cinsiyet eşitliğinin onlar için ne anlama geldiğini sorduk.

toplumsal cinsiyet eşitliği

isim

Kadınlara ve erkeklere eşit şekilde davranılması:

Toplumsal cinsiyet eşitliği kadınların ve erkeklerin aynı olduğunu iddia etmez, ancak kadınlara ve erkeklere eşit şekilde değer verilmesi ve davranılması gerektiğini belirtir.

Cambridge İngilizce Sözlüğü toplumsal cinsiyet eşitliğini böyle tanımlıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise toplumsal cinsiyet eşitliği için çağımızın bitmemiş işi ve günümüzdeki en büyük insan hakları sorunu diyor.

Temel bir insan hakkı olmanın ötesinde, cinsiyet eşitliği barışçıl toplumlar ve sürdürülebilir kalkınma için de büyük önem arz ediyor. Kadınların güçlenmesi, üretkenliğin artması ve ekonomik büyüme demek.

Ne yazık ki kadınlar ve erkeklere eşit hak ve fırsatlar verilmesi konusunda daha gidecek çok yolumuz var. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, her yıl bu konuda farkındalık yaratmak ve her kesimden kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi başarılarını kutlamak amacıyla düzenleniyor. Biz de bu vesileyle Özel Sezin Okulu öğretmenlerine toplumsal cinsiyet eşitliğinin onlar için ne anlama geldiğini ve nasıl sağlanabileceğini sorduk.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini iki açıdan değerlendiriyorum. İlki fırsatlarla ilgili; kadınlar ve erkekler hayallerinin ve ilgi alanlarının peşinden koşmak için eşit fırsatlara sahip olmalılar. İkincisi ise saygıyla ilgili; kadınlar ve erkekler toplumda aynı etik standartlar çerçevesinde eşit derecede saygı görmeliler. Toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili tartışmalar kadın ve erkek arasındaki doğuştan gelen farklılıkları göz ardı etmemeli veya önemsizmiş gibi göstermemeli. Çünkü farklılıklarımız bizi özel kılıyor ve dünyaya özgün ayak izlerimizi bırakmamızı sağlıyor. Bu farklılıkların her birimizin hak ettiği fırsatlar karşısında engel oluşturmaması gerekiyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği kadın ya da erkek her bireyin becerilerini ve potansiyelini geliştirebilmesi, istediği seçimi yapabilmesi için geniş fırsatlara sahip olmasıdır. Kadın futbolculardır, erkek terzilerdir, kadın başkanlar ve CEO’lardır, ev işi yapan erkeklerdir. Toplumun her üyesinin kendini gerçekleştirmesine olanak sağlayacak, fırsat eşitliğini koruyacak kanunlar ve kültürel değerler demektir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği insan hakları demektir. İnsan hakları kavramının zamanı, coğrafyası ve cinsiyeti yoktur. Nereye gidersek gidelim, hangi zamanda ve cinsiyetten olursak olalım bu haklar her şartta ve her insan için geçerlidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği birçok coğrafyada karşımıza çıkan ve insan haklarının önemli bir dinamiğini yerle bir eden bir kurumdur. Kuşaktan kuşağa aktarılan ve öğrenilmiş kalıplarla yerleşen bu eşitsizliği yıkmak için kendi algımızı ve iletişim dilimizi revize etmemiz kaçınılmazdır.

Toplumsal cinsiyet eşitliği insanların hissettikleri gibi var olabildikleri, farklılıkların hoşgörüyle kabul edildiği bir dünyadır. Bu toplulukta üstün olan ne kadın ne de erkektir. Önemli olan bireysel eşitliktir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği benim için şiddetsiz iletişim demektir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği; tüm cinsiyetlerin kendilerine biçilmiş basmakalıp rolerden sıyrılarak, eşit hak ve olanaklara sahip koşullarda yaşayabilmelerini sağlamaktır. Bu nedenle bence insan haklarını içselleştirmiş, ekonomik, siyasi ve sosyal hayata adil katılımı sağlayan bir toplum daha huzurlu ve mutlu olabilir, özgürlükleri daha doğru yaşayabilir.

Toplumsal cinsiyet benim için ‘aklın ve duygunun önüne tıpkı bir duvar gibi beden örmektir.’ Homo sapiens (modern insan) olduğumuzu unutmayarak, übermensch (üst -insan) olmaya gayret edersek, kurumların ve sosyal yaşamın içinde iş birliği ve empatiyi geliştirirsek çok da mühim olmayan bir kavram toplumsal cinsiyet.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine dair tartışmalar insan hakları üzerinden yürütülmeli. Hepimiz kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz, istediğimiz işi yapabileceğimiz, yargılanma korkusu olmadan istediğimiz yere gidebileceğimiz bir dünyada saygıyla yaşamayı hak ediyoruz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği insanın varlığını meşrulaştırmak veya kendini onaylatmak için kendinin ötesinde bir şeye ihtiyaç duymayacağı bir dünya demektir. Eşit haklar ve fırsatlar eşliğinde, yargılayan bakışlara maruz kalmadan ilerlemek, bunu basmakalıp sözlerle değil güçlü kanunlarla koruma altına almaktır. Yardım değil iş bölümü, nezaket değil adalettir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği ırk, kromozom, inanç veya fikir temelli ayrımcılıktan bağımsız değildir. Ayrımcılık bir bütündür, aslında her farklılığa aynı pencereden bakar. Farklılıklarımızı birbirimizi kategorize etmek için değil, daha iyiye ve güzele ulaşmak için birer fırsat olarak değerlendirdiğimizde eşitsizlik dahil birçok toplumsal sorun çözüme kavuşacaktır. Bu anlamda toplumu dönüştürebilecek bilinçli bireylere, böyle bireylerin yetişmesi için de nitelikli eğitim kurumlarında rol model olabilecek eğitimcilere ihtiyacımız var.

Kaynakça:

https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/gender-equality

https://www.un.org/en/sections/issues-depth/gender-equality/



YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


© 2019 Eğitim ve Ötesi