Ekim 22, 2019

Gürültülü Bir Dünyada İçe Dönük Bir Çocuk Olmak

Dışa dönüklüğün ödüllendirildiği bir sistemde içe dönük çocukları nasıl destekleyebiliriz? Özel Sezin Okulu Rehberlik ve Psikolojik Danışma Bölümü’ne sorduk.

İçinde bulunduğumuz dünya içe dönük çocuklar için zorlayıcı olabiliyor. Ne de olsa kendilerine daha girişken ve sosyal olmalarını söylüyor, duygularını sözel olarak paylaşmaları için onları teşvik ediyoruz. Okullarda takım çalışması ve işbirlikçi öğrenme ön plana çıkıyor. Sınıfta tek başına oturan çocuk için endişeleniyor, hatta davranışının “normal” olup olmadığını sorgulayabiliyoruz.

Peki sesimizin yüksek çıkmasının beklendiği günümüzde içe dönük çocukların güçlü yönlerini öne çıkarmalarını nasıl sağlayabiliriz? Özel Sezin Okulu Rehberlik ve Psikolojik Danışma Bölümü’nden Merve Kuruhasanoğlu ve Başak Çil Coşkun ile içe dönük çocukları nasıl destekleyebileceğimiz üzerine konuştuk.

İçe dönük çocuk yalnız kalmayı tercih ediyor, tek başına vakit geçirmekten keyif alıyor. Ancak aileler veya öğretmenler çocuk için endişelenebiliyor, kaygılı veya mutsuz olduğunu varsayabiliyorlar. Çocuk gerçekten de ruhsal bir sıkıntı yaşıyorsa bu durumu içe dönüklükten nasıl ayırt edebiliriz?

Merve K.: Bu ayrım ancak çocuğu çok iyi gözlemleyerek ve tanıyarak yapılabilir. Böyle durumlarda belli noktalara dikkat etmek gerekiyor: Çocuk aktivitelere davet ediliyor mu? Tek başına vakit geçirmeyi tercih ediyor ve bundan dolayı mutlu oluyor mu? Örneğin çocuk iki-üç kişiyle sohbet etmekten, teneffüslerde bahçede oynamak yerine resim yapmaktan keyif alıyor olabilir. Buna karşılık aktivitelere davet edilmeyen ancak diğerlerine imrenerek bakan, başka bir deyişle isteyip de yapamayan çocukları desteklemek gerekiyor.

Genelde okullarda çocukların hemen uyum sağlamasını, arkadaş edinmesini bekliyoruz. Ancak unutmamalıyız ki mizaç denen bir şey var, bizim doğuştan gelen özelliklerimizi kapsıyor. İçe dönük çocuk, mizacı doğrultusunda gözlemci olmayı ve yeni bir duruma kademeli olarak alışmayı tercih ediyor. Bu çocuk büyüyüp iş hayatına atıldığında da ilk 2-3 hafta boyunca gözlem yapmayı tercih edecek.

Dışa dönükler içe dönüklere kıyasla yeni ortamlara girmekten hoşlanıyor ve daha kolay adapte oluyorlar. Bu süreçte içe dönük çocuklara nasıl yardımcı olabiliriz?

Başak Ç.: Öncelikle içe dönüklüğü doğal bir şey olarak kabul etmeli, çocuğa ihtiyaç duyduğu alan ve süreyi tanımalıyız. Onu ürkütmeden, alıştıra alıştıra (gerekirse bebek adımlarıyla dediğimiz şekilde) yeni ortamlarla tanıştırmak gerekiyor. Örneğin çocuk oryantasyon günü kimseyle konuşmak istemeyebilir (ve bu doğaldır), ikinci gün geldiğinde arkadaşlarından farklı şeyler yapabilir. Bu süreçte kritik nokta, çocuğu çeşitli alanlarda izleyip gözlemlemek ve ihtiyaçlarını doğru şekilde anlamak.

İçe dönük çocuk duygu ve düşüncelerini kendi içinde yaşamayı tercih ederken ebeveynler çocuklarının paylaşımda bulunmasını istiyorlar. İçe dönük çocuğunuzun sizle daha sık konuşmasını için neler yapabilirsiniz?

Merve K.: Çocuklar genellikle daha rahat hissettikleri anlarda (banyo vaktinde veya uyumadan önce) daha çok sohbet ediyorlar. Bu noktada sabırlı olmak ve doğru soruları sormak önemli. “Kim seni üzdü?” demek yerine “Bugün seni üzen bir şey oldu mu?”, “Peki ne açıdan seni üzdü?” demek gerekiyor. Çocuk sorgulandığını veya yargılandığını hissetmemeli, bu nedenle ebeveynler bakışlara ve ses tonlarına da dikkat etmeliler.

Başak Ç.: Paylaşım her zaman tek taraflı olmamalı. Anne-babalar da kendi hayatlarında neler olduğunu (elbette fazla detay vermeden) çocuklarına anlatmalılar. “Bugün böyle bir şey yaşadım, şöyle bir şey öğrendim” diyebilirler.

Merve K.:Ebeveynler kendi aralarında “rol oynama” da yapabilirler. Anne-babasının paylaşımda bulunduğunu gören çocuk, “Demek ki ben de anlatabilirim” diye düşünecektir.

Katılımcılığın merkezde olduğu günümüzde çok fazla takım çalışması, sunum yapıyoruz. Başka bir deyişle, sistem aslında dışa dönük olanı ödüllendiriyor. Okullarda içe dönük çocukların kendilerine yer bulmalarını, buraya özgün becerileriyle farklı bir renk katmalarını nasıl sağlarız?

Başak Ç.:Çocuğun illa takım çalışması yapması veya sahneye çıkması gerekmiyor. Kendini ifade ettiği, iyi hissettiği ve değerli bulduğu alanlarda onu desteklemek lazım. İçe dönük çocuğu topluluk önünde yapılan aktivitelere zorlamak yerine ona kaygı duymayacağı görevler vermek ve fırsatlar sunmak, iyi olduğu alanlarla bağ kurmasına yardımcı olacaktır.

Merve K.: Aileler kendilerinin değil çocuğun arzularına öncelik vermeliler. Dışa dönük bir baba, içe dönük ve spor yapmaktan hoşlanmayan çocuğuna futbol oynasın diye baskı yaparsa bu ona yardımcı olmayacaktır. Ancak çocuk yeni bir aktivite denediğinde hemen vazgeçmemesi için onu motive etmek de önemli. Ebeveynler bu noktada güçlü durarak çocuğa yaptığı aktivitenin faydalarını anlatmalı ancak baskı yapmamalılar. Motive etmek ve baskı yapmak arasındaki çizgi zaman zaman çok ince olabiliyor.



YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


© 2019 Eğitim ve Ötesi