Bu yazı, Özel Sezin Okulu Tohum Çemberi Öğrenme Deneyimi Uzmanı Nuray Sevinç tarafından kaleme alındı.
Belki de yaratıcılık, yeni bir şey bulmaktan önce aynı şeye yeniden bakabilmektir. Bir çocuğa “Bu sorunun cevabı nedir?” diye sorduğumuzda onu bir sonuca götürürüz. Peki ya bazen daha değerli olan şu soruyu sorabilmekse:
“Bu sorunun başka bir cevabı olabilir mi?”
Yaratıcılık üzerine çalışırken yıllar içinde en çok uzaklaştığım düşüncelerden biri, yaratıcılığın “farklı fikirler bulmak” olduğuydu. Bugün daha farklı düşünüyorum.
Yaratıcılık, ihtimalleri görebilme kapasitesidir.
OECD’nin PISA 2022’de ilk kez ölçtüğü yaratıcı düşünme becerisi de tam olarak bunu işaret ediyor: Öğrencinin farklı ve özgün fikirler üretebilmesi kadar, bu fikirleri değerlendirebilmesi ve geliştirebilmesi. Üstelik bu yalnızca sanat alanında değil; bilimsel ve sosyal problemlerin çözümünde de ölçülüyor. Bu önemli bir değişim.
Çünkü yaratıcılığı artık “bazı insanların sahip olduğu özel bir yetenek” olarak değil, geliştirilebilen bir düşünme biçimi olarak konuşuyoruz.
Aynı şeye bakıp başka bir şey görebilir miyiz?
Bir sandalye düşünün.
Hepimiz aşağı yukarı aynı şeyi görürüz.
Şimdi sorun: Bu sandalye başka ne olabilir?
Bir oyun alanı.
Bir merdiven.
Bir sahne.
Bir hikâyenin parçası.
Bambaşka bir nesnenin başlangıcı.
Sandalye değişmedi. Bakışımız değişti.
Yaratıcı düşünmenin başlangıç noktası çoğu zaman burasıdır.
Yeni bir şey yaratmak için her zaman yeni bir “şeye” ihtiyacımız yoktur. Bazen elimizdekinin henüz görmediğimiz ihtimallerini fark etmemiz yeterlidir.
Bu yüzden yaratıcı öğrenme ortamlarında “Doğru cevap ne?” kadar şu soruların da duyulması gerekir:
Başka ne mümkün?
Bunu başka nasıl yapabiliriz?
Ya tam tersini deneseydik?
Buna başka kimin gözünden bakabiliriz?
Çünkü iyi bir soru, zihnin yönünü değiştirebilir. Belki de asıl mesele çocukların yaratıcılığı değil, bizim ona açtığımız alan…
Çocuklar doğal olarak ihtimallerle düşünür. Bir kutu onlar için yalnızca kutu değildir. Bir ev olabilir. Bir araba olabilir. Bir gemi olabilir.
Sonra büyürken dünyayı giderek daha fazla “olduğu haliyle” görmeyi öğreniriz.
Doğru cevaplar önem kazanır.
Hız önem kazanır.
Hata yapmamak önem kazanır.
Ve bir noktada “Başka ne olabilir?” sorusunun yerini “Benden beklenen ne?” sorusu alabilir.
Okulun rolü tam burada başlar.
2024’te yayımlanan PISA sonuçları, yaratıcı düşünmede güçlü performans ile akademik başarı arasında bir karşıtlık olmadığını; hatta öğrencilerin her iki alanda da güçlü olabileceğini gösteriyor. Daha da önemlisi, OECD okul ortamının ve öğretmenlerin yaratıcı düşünmenin gelişmesinde fark yaratabildiğine dikkat çekiyor.
Yani mesele çocukları “daha yaratıcı” yapmak değil.
Onların yaratıcı düşünmesini mümkün kılan koşulları tasarlamak.
Bazen bunun için yeni bir programa bile ihtiyaç yok. Bir öğretmenin verdiği birkaç saniyelik düşünme alanı, tek bir soruyu değiştirmesi, ilk cevabı hemen değerlendirmemesi, “Başka?” diye sorması yeterince dönüştürücü olabilir.
Yaratıcılık biraz da durabilmektir.
Bugün çocuklardan hızlı düşünmelerini istiyoruz.
Ama yaratıcı düşünme her zaman hızla gelmez.
Bazen bir fikrin olgunlaşması gerekir.
Bazen ilk fikri reddetmemek, ama onunla yetinmemek gerekir.
Bazen “Bilmiyorum.” diyebilmek gerekir.
Ve belki de en önemlisi, henüz tamamlanmamış bir fikri söyleyebilecek kadar güvende hissetmek gerekir.
Bu nedenle yaratıcı öğrenme yalnızca tekniklerle ilgili değildir.
Bir kültür meselesidir.
Çocukların merakının, sorularının, denemelerinin ve hatta işe yaramayan fikirlerinin de öğrenmenin parçası olduğu bir kültür.
Belki de uzun zamandır kendimize sormadığımız soru şu:
Çocuklardan yaratıcı olmalarını istiyoruz. Peki onlara gerçekten farklı düşünebilecekleri kadar alan açıyor muyuz?
Bence yaratıcı öğrenme tam burada başlıyor.
Bir cevabı öğretmekten önce soruyu büyütmekte.
Bir yolu göstermekten önce başka yolları aramakta.
Ve bildiğimiz bir şeye yeniden bakabilmekte.
Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey daha yaratıcı olmak değil. Daha fazla ihtimal görebilmek.
Belki bu yüzden, önümüzdeki günlerde bir kez olsun kendimize şu soruyu sormaya değer: Başka ne mümkün?
Belki cevap, düşündüğümüzden daha yakındır.


Bir yanıt yazın