Lise dönemi, çocukluk ile yetişkinlik arasında kritik bir eşiği ve yetişkinliğe açılan son durağı ifade ediyor. Bu yıllar, gençlerin kimliklerini, bağımsızlıklarını ve sorumluluk anlayışlarını şekillendirdikleri; ebeveynlerin ise rollerini yeniden gözden geçirdikleri bir dönüşüm süreci olarak öne çıkıyor.
Bu yazıda Sezin Topluluğu ile Porta Danışmanlık iş birliğinde hayata geçirilen “Eksik Fazla Ebeveynlik Seminerleri” serisinin üçüncü buluşmasından ve Uzman Klinik Psikolog Serkan Kahyaoğlu’nun rehberliğinden ilhamla, lise döneminde ebeveynliği iletişim, güven ve aidiyet ekseninde ele alıyoruz. Ergenliğin yalnızca gençler için değil, ebeveynler için de yeniden konumlanmayı gerektiren bir süreç olduğunu hatırlarken bu dönemde kurulan ilişkinin gençlerin gelişimi üzerindeki belirleyici etkisine odaklanıyoruz.
Benlik algısının, bedenin ve beklentilerin hızla değiştiği bu hassas dönemde gençler, geri bildirimlere karşı son derece duyarlı oldukları; dikkatle gözlemleyerek çevrelerindeki örneklere göre şekillendikleri bir dönemdeler. Bu nedenle ebeveynlikte asıl ihtiyaç, kontrol ile iletişim arasında sağlıklı bir denge kurabilmek. Gençlerin hem güvende hissedebildikleri hem de kendilerini keşfedebilecekleri alanlar bulabildikleri bir ebeveyn-ergen ilişkisi, lise döneminde fark yaratan bir rehberlik oluşturuyor.
Geçiş Dönemi: Ergenlikte Doğru Rehberlik
Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe uzanan bir köprü; aynı zamanda bir “ikinci doğum” dönemi. Bu dönemde beynin duygusal ve dürtüsel merkezi olan limbik sistem daha baskın çalışırken üst düzey düşünme ve karar verme becerilerinden sorumlu prefrontal korteks gelişimini henüz tamamlamıyor. Bu nedenle ergen; yoğun duygular yaşayan, hızlı tepkiler veren ama aynı zamanda kim olduğunu, kim olabileceğini ve kim olmak istediğini sorgulayan, dönüşen bir birey.
Serkan Kahyaoğlu’nun ifadesiyle,
“Orta ergenlik dönemi (11-14 yaş), aidiyet ve sorumluluk ihtiyacının öne çıktığı; ‘Ben kimim ve neredeyim?’ sorularının merkezde yer aldığı kritik bir evre. Bu süreçte ebeveynin rolü; kontrol eden değil, yetkin ve usta bir rehber olarak örnek olan, koruyan ama aynı zamanda ergenin gelişimine alan tanıyan bir denge kurabilmek. Geç ergenlik dönemi (15-18 yaş) ise kimlik ve değerlerin netleştiği, bireysel sorumluluk ve bağımsızlığın öne çıktığı bir evre; genç, bu dönemde daha karmaşık kararları değerlendirebiliyor ve sosyal ilişkilerinde daha bilinçli hareket ediyor. Bu iki dönemi birlikte ele aldığımızda, ergenlik sürecinin hem rehberlik hem de özgürlük alanlarının dengelendiği; gençlerin yetkin, sorumluluk sahibi olmaya ve kimliklerini güvenle geliştirmeye odaklandıkları bir yolculuk olduğunu görüyoruz.”
Bu iletişim dengesi kurulduğunda, ergen yalnızca yaşamda yön bulmuyor; aynı zamanda kendi potansiyelini güvenle keşfetme alanı buluyor. Ebeveynin ise bu yolculukta yalnızca kontrol eden değil, ergenin yanında yürüyen güvenli bir rehber olması önem kazanıyor.
Davranışın Altındaki İhtiyacı Görmek: Ergeni Anlamak
Bir çocuk için en değerli tutum, ebeveynin onun olduğu gibi olmasına izin vermesi oluyor. Bu yaklaşımla oluşan duygusal özgürlük alanı, ergenlikte yüzeyde görülen davranışların ardındaki gerçek duygu ve ihtiyaçların fark edilmesini mümkün kılıyor. Tıpkı erken çocukluk döneminde olduğu gibi ergen de, çocukluktan yetişkinliğe geçişini algılamaya başladığı bu dönemde, yeni keşfettiği gelişiminin gücünü denemek, varlığını hissettirmek istiyor. Bu süreçte ortaya çıkan davranışları yalnızca sonuçlarıyla değil, altında yatan ihtiyaçlarla birlikte okumak önem kazanıyor:
- Öfke ve isyan, çoğu zaman korku, utanç ya da mahcubiyeti ifade ediyor.
- İtiraz, “değerimi ve etkimi gör” ihtiyacını taşıyor.
- Şiddet, sevilme, sınır ve sağlıklı iletişim ihtiyacını gösteriyor.
- Yüzleştirme, adalet arayışını ve sorgulamayı yansıtıyor.
- “Bana akıl verme” sözü, aslında “benim de fikirlerim var” anlamına geliyor.
Bu noktada ebeveyn için en güçlü araç açık ve yargısız iletişim. “İhtiyacın ne?” sorusunu sorabilmek, dürüst ve net iletişim kurabilmek, güvenli bir alan içerisinde oluşan ilişkiyi güçlendiriyor. Duygularını anlamayı, onların sorumluluğunu almayı ebeveyninin anlayışı ve desteğiyle öğrenen bir genç, özgün karakterini inşa etmeye başlıyor ve duygusal alanda yetkinlik kazandıkça, toplum içerisinde de bağımsızlık kazanıyor. Doğru ve yetkin rehberlik edebilen bir ebeveyn ise bu yolculukta ergenin ihtiyacını anlayarak ve ifade ederek, duygularını anlamasına ve gelişimine eşlik ediyor.
Lise Döneminde Riskler ve Fırsatlar
Lise dönemi, aynı zamanda ergenin dünyasının hızla genişlediği; aile, okul ve arkadaş çevresinin iç içe geçerek güçlü bir etki alanı oluşturduğu bir evre. Bu süreç, hem önemli fırsatlar hem de dikkat edilmesi gereken riskler barındırıyor. Serkan Kahyaoğlu’nun ifadesiyle;
“Bu dönemde asıl mesele; ergenin büyümeye başladığını kabul ederek ona kontrol edildiğini değil, rehberlik edildiğini hissettirebilmek. Aşırı kontrol ve koruma ile görmezden gelme ve ilgisizlik, bu yolculukta iki tehlikeli uç. Sağlıklı olan ise değişimin doğallığını kabul eden, ‘Bizim zamanımızda…’ kalıplarının ötesine geçebilen ve gencin bireyselleşmesine alan tanıyan bir ebeveynlik yaklaşımı. Ebeveynin kendi hayal ve beklentilerini çocuğa aşırı şekilde yansıtmadan, onun kendi yolunu keşfetmesine alan açması, iletişimde kurulacak dengenin en önemli parçalarından biri.”
Gelişimde Ana Odaklar: Konuşulması Gerekenler ve İletişim Dili
Bu dönemde ergenin ihtiyaçlarını anlayabilmek, güvenli alanları daraltmak yerine genişletebilmeyi gerektiriyor. Açık ve güvene dayalı iletişim ergen-ebeveyn bağını güçlendiriyor. Aile içinde kullanılan dilin niteliği de belirleyici oluyor; sert, tehditkâr ya da şiddet içeren bir iletişim, gencin kendi ilişkilerinde benzer dinamikleri yeniden üretmesine neden olabiliyor. Bu nedenle ebeveynin yaklaşımı, yalnızca gündelik yaşantıyı değil, gencin gelecekte kuracağı ilişkileri de şekillendiriyor.
Ergenlik döneminde gençlerin algısında öncelik kazanan başlıca konular aşağıda yer alıyor:
- Dış görünüş ve beden algısı, kabul görme ve aidiyet ihtiyacıyla yakından ilişkileniyor.
- Aidiyet ve akran ilişkileri, güçlü bir yönlendirici ve referans noktası hâline geliyor.
- Cinsellik ve mahremiyet, açık ve doğru şekilde konuşulabildiğinde sağlıklı bir zemine oturuyor ve koruyucu bir bilgilendirme oluşuyor.
- Riskli davranışlar (sigara, alkol kullanımı vb.), açık iletişim ve güven ilişkisiyle bu alanlarda bilinçlenme ve öz yönetim geliştiriliyor.
- Bağımsızlık ve sınırlar, gencin kendi kararlarını gerçekleştirmesine kontrollü şekilde alan tanınarak, sonuçlarını deneyimleyerek öğrenmesi sağlanıyor.
Ebeveynleriyle bu dönemde odaklandığı konuları açıkça konuşabilen gençler, risklere karşı daha güçlü bir duruş geliştirirken toplumsal alanda da kendilerini daha güvende hissediyorlar. Koşulsuz sevgiyle kurulan bağların, ölçülü kontrol ve sınırlarla desteklenmesi; gençleri hem koruyan hem de güçlendiren en temel yapı taşını oluşturuyor.
Sosyal-Duygusal Becerilerin Gelişimi
Yetkinlik, yaşam becerilerinin ve kişiye özel becerilerin toplamından oluşuyor ve bu becerilerin gelişimi, ergenin yetişkinliğe geçişte kendini gerçekleştirerek güvenle hareket edebilmesini sağlıyor.
Serkan Kahyaoğlu bu dönemde aidiyetin ve pozitif yönlendirmenin önemini vurguluyor:
“Bu dönemde aidiyet oluşturabilmek, çocukların ilgi duydukları alanlarla ilgili onlarla iletişim kurmak çok kıymetli. Yaşam becerileri alanında yetkin ve sorumluluk sahibi bir çocuk, zorluklar karşısında kurban rolüne düşmüyor; aynı zamanda güven duygusunu geliştiriyor. Çocukların yapabildikleri ve iyi oldukları noktaları vurgulamak, gelişimlerinin altını çizmek de onların öz güvenlerini güçlendiriyor.”
Bu kapsamda, gençlerin gelişiminde fark yaratan alanlar öne çıkıyor:
- Bağlanma ve sosyal ilişki, gençlerin bağlanma biçimlerini, sosyal ilişkilerini ve aidiyet duygularını desteklemek önem kazanıyor.
- Karakter, toplum ve birey arasındaki dengede, kendi karakterlerini öne çıkarabilme ve “kendileri gibi olabilmeleri” kritik bir kazanım oluyor.
- Şefkat, empati ve iyi niyetin birleşimi olarak gençlerin şefkat gösterme becerilerini desteklemek, ve eşzamanlı olarak ebeveynin kendi şefkatini fark etmesi, sağlıklı sosyal ve duygusal gelişimi destekliyor.
Bu sosyal-duygusal alanların bilinçli şekilde desteklenmesi, gençlerin hem kendi yetkinliklerini hem de sosyal ve duygusal becerilerini güvenle geliştirmelerine olanak tanıyor.
Okul-Aile ve Ergen İş Birliği
Gençlerin gelişiminde sorumluluk yalnızca ebeveynin ya da ergenin değil, ergen-ebeveyn-okul iş birliğinin sonucunda ortaya çıkıyor. Bazı akademik ve gelişimsel alanlar okulun rehberliği ve akademik geribildirimle çözüme ulaşırken bazı alanlarda ebeveynlerin ulaşılabilirliği ve duygusal desteği veya ortak bir iş birliğiyle sağlıklı çözümler bulunuyor. Örneğin, öğrencinin yaşadığı duygusal bir zorluk karşısında destek sağlamak, çevresel ve akran etkilerinden korunmasına yardımcı olmak ya da gelecek hayallerine ve mahremiyetine destek vermek ancak iş birliği içerisinde, birlikte hareket edildiğinde mümkün oluyor. Bu iş birliği sayesinde doğru tutumları içselleştiren ergen, kendi kendini koruyabilen, sağlıklı kararlar alabilen ve yetkin bir birey olarak gelişim gösteriyor.
Geleceğe Hazırlayan İletişim
Ergenlik sürecinde belirleyici olan, gençlerin değişen ihtiyaçlarını fark ederek onlara kontrol edildiklerini değil, rehberlik edildiklerini hissettiren bir yaklaşım benimsemek. Değişimi doğal karşılamak ve gençlerin bireyselleşmelerine alan tanımak bu sürecin temelini oluştururken davranışların ardındaki ihtiyacı görebilmek ve sağlıklı bir iletişim dili kurabilmek gençlerin kendilerini ifade etmelerini ve anlaşılmış hissetmelerini destekliyor. Yetişkinliğe adım atmaya hazırlanılan bu süreçte, sosyal-duygusal becerilerinin gelişimini desteklemek, aidiyet duygularını güçlendirmek ve gençlerin potansiyellerini keşfetmelerine alan açmak büyük önem taşıyor. Kurulan bağlar ve ebeveyn–ergen arası iletişim ise yalnızca bugünü değil, geleceğin güçlü bireylerini de şekillendiriyor. Ebeveynleriyle dengeli bir iletişim kuran ve kendilerini keşfederek büyüyen gençler, toplum içerisinde var olabilen, yetkin, sorumluluk sahibi ve kendisi olma cesaretini taşıyan bireyler olarak hayata hazırlanıyorlar.


Bir yanıt yazın