Ebeveynlikte “iyi bir eşlikçi” olmanın önemli olduğunu uzmanlardan duyuyoruz. Peki bu kavram ne anlama geliyor? Eşlik etmenin sınırı nerede, hangi şekilde çiziliyor? Bu yaklaşımın çocuğa ve ebeveyne faydası nedir?
Ebeveynlik, çoğu zaman yön veren, öğreten ya da kontrol eden bir rol gibi algılansa da dünyada neler olup bittiğini anlamaya, gördüklerinden ve yaşadıklarından anlam çıkarmaya çalışan bir çocuğa eşlik etmek demektir. Bu yolculukta çocuk, yalnızca dünyayı değil, kendisini de tanımaya çalışır. Büyümenin en derin kısımlarından biri de budur: Kendini tanımak.
Çocuk, dünyayı anlamlandırmaya başladıkça çevresinden pek çok bilgi edinir. Edindiği deneyimlerle nasıl düşüneceğini, nasıl hissedeceğini ve olaylara nasıl tepki vereceğini şekillendirir; karakterini oluşturur ve varlığını tanımlamaya başlar. Bu elbette bilinçle yürütülen bir süreçten ziyade büyüme yolculuğunun bir parçasıdır. İşte tam da bu noktada ebeveynin rolü, çocuğun önünde yürümek değil; onun yanında hatta bazen bir adım gerisinde durabilmektir.
Nasıl Eşlik Edilir?
Bir adım geride durmayı gerektirir.
Bu durumu “yanında olarak geride durmak” şeklinde de ifade edebiliriz: Direksiyonu çocuğa bırakmak, ancak ebeveyn olarak orada durmaya devam etmek… Bu, ilgisiz olmak ya da tamamen geri çekilmek anlamına gelmez. Aksine, çocuğun ihtiyaç duyduğunda ulaşabileceği bir güvenli bölge sunarken onun kendi yolunu çizmesine alan açmaktır. Bu süreçte çocuk hata yapabilir, üzülebilir, kızabilir; ebeveynin görevi bu hataları ya da duyguları engellemek değil, onları anlamlandırmasına destek olmaktır.
Karar verme alanlarını genişletmek önemlidir.
Günümüzde çocuklar giderek daha geç bağımsızlaşıyor. Bunun nedenlerinden biri, karar verme alanlarının yeterince açılmaması olarak değerlendirilebilir. Çocuğun yerine karar vermek, kısa vadede kolaylık sağlasa da uzun vadede onun öz güvenini ve sorumluluk duygusunu zayıflatır. Eşlik eden ebeveynlik yaklaşımında amaç çocuğun kendi kararlarını alabilmesi için ona alan açmak ve seçimlerinin sonuçlarını deneyimlemesine fırsat tanımaktır.
Dinleyici olmak sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisinin anahtarlarındandır.
Çocuk, ebeveynlerinden ne yapması gerektiğini duymaktan öte anlaşılmaya ve duyulmaya ihtiyaç duyar. Hemen çözüm sunmak ya da yönlendirmek yerine çocuğun anlattıklarını dikkatle dinlemek, ona “duyuluyorum” hissini verir. Bu his, ebeveyn-çocuk ilişkisinin temel taşlarından biridir.
Çocuğun yeteneklerine alan açmak, kendini gerçekleştirmesini destekler.
Her çocuğun kendine özgü yetenekleri ve ilgi alanları vardır. Eşlik eden ebeveynlik, çocuğun ebeveynin hayallerini gerçekleştirmesi için değil, kendi potansiyelinin peşinden gidebilmesi için destekçi olmayı gerektirir. Çocuğun güçlü yönlerini fark etmek, onu bu yönde desteklemek ve kendi yolunu bulmasına izin vermek, öz güvenli ve başarılı bir birey olması sürecinin önemli bir parçasıdır.
Neden “Eşlik Etmek”?
Güvenli ve kalıcı bağlanmayı destekler.
Çocuk, yanında olan bir ebeveynle ilişki kurduğunda hem duygusal hem zihinsel olarak sağlam bir şekilde büyür. Duyduğu güven, çocuğun dünyayı keşfetme cesaretini artırır. Çünkü bilir ki zorlandığında dönebileceği bir ebeveyni vardır. Ayrıca kontrol ve güç üzerinden değil, ilişki üzerinden kurulan bağ daha derin ve kalıcıdır. Çocuk büyüdükçe ebeveyn-çocuk ilişkisi kopmaz, dönüşür. Bu da özellikle ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde iletişimin devam etmesini kolaylaştırır.
Çocuğun öz güveni ve öz farkındalığı gelişir.
Kendi kararlarını alma fırsatı bulan çocuk, yaptığı seçimlerin sonuçlarını deneyimledikçe “yapabilirim” duygusunu içselleştirir. Hata yapmanın öğrenmenin bir parçası olduğunu fark eder. Bu da onun hem kendine güvenmesini hem de sorumluluk alabilmesini sağlar. Yetenekleri için alan açılan çocuk, başkasının beklentilerine göre değil, kendi iç pusulasına göre hareket etmeyi öğrenir.
Çocuk duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenir.
Dinlenen çocuk, duygularının değerli olduğunu hisseder. Bastırılmayan, küçümsenmeyen ya da “düzeltilmeyen” duygular zamanla daha sağlıklı ifade edilir.
Sakin ve baskısız bir ebeveynlik deneyimi sunar.
Eşlik eden ebeveynlik, kusursuz olmayı değil, gerçek olmayı esas alır. Ebeveyn her şeyi bilen, her duruma anında çözüm bulan kişi olmak zorunda değildir. Bu yaklaşım, ebeveynin de öğrenen ve gelişen bir insan olduğunu kabul eder. Çünkü eşlik eden ebeveynlikte sorumluluk paylaşılır; çocuk da sürecin aktif bir parçası olur.
Eşlik eden ebeveynlik kontrol etmekten çok güvenmeyi, yönlendirmekten çok dinlemeyi ve çocuğun önünde yürümektense onunla birlikte yürümeyi seçmektir. Bu yaklaşım, çocuğun hem dünyayla hem de kendisiyle kurduğu ilişkiyi daha sağlam temeller üzerine inşa etmesine yardımcı olur.


Bir yanıt yazın