Çocuklarla sağlıklı bir ilişki kurmanın yolu, güçlü ve istikrarlı sınırlardan geçiyor. Hem ebeveyn hem de çocuklar için kararlı ve tutarlı sınırların oluşturulması ve benimsenmesi emek ve sabır gerektiren bir süreç. Sağlıklı sınırların oluşturulması ve istikrarlı şekilde korunması, çocuklar için çoğu zaman, yaşamın bilinmezlikleri içinde önemli bir yol gösterici ve güven kaynağı oluşturuyor.
Özel Sezin Okulu 5. Sınıf Rehber Öğretmeni Duygu Merve Arslan’la çocuklarla sağlıklı iletişim kurmanın temel unsurlarından biri olan sınırları ele aldık. Günlük yaşamda uygulanabilir sınır koyma yöntemlerini, ev ortamında sık karşılaşılan durumları ve ön ergenlik döneminin getirdiği zorlukları birlikte değerlendirdik.
Ön ergenlik sürecinde sağlıklı sınırların önemi
Duygu Merve Arslan’ın ifadesiyle, özellikle 5. ve 6. sınıf dönemi, ön ergenlik sürecinin başlamasıyla birlikte sağlıklı sınırlar oluşturmanın ve sürdürmenin önem kazandığı bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Çocukların sosyal duygusal dünyasının da büyük bir dönüşümden geçtiği bu dönemde ebeveynler, çocukların kendilerini artık “çocuk” olarak algılamadıklarını ve sınırlarla ilgili giderek daha fazla itiraz ve zorlanma yaşandığını vurguluyorlar.
“Hani biz bir aileydik? Siz yapabiliyorsunuz ama ben neden yapamıyorum?”
Çocuklardan gelen bu gibi tepkiler, başta ön ergenlik sürecinde olmak üzere ailelerin sıkça karşılaştığı iletişim problemlerine de yol açabiliyor.
Günlük hayattan başlıklar: İnternet, telefon ve tutarlılık
Özellikle internet ve telefon kullanımı, ebeveynler için sınır koymanın en çok zorlaştığı alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Veliler, çocukları dış dünyadan gelebilecek olumsuz içeriklere karşı koruma isteği ile çocukların özgürlük talebi arasında denge kurmanın zorluklarını sıklıkla deneyimliyor.
Bu noktada sağlıklı sınırlar, aile içi iletişim problemlerine çok yönlü çözümler getiriyor:
· Çocuklar fiziksel ve psikolojik olarak güvende hissediyor,
· Kendilerini sınırlarla olan ilişkileri aracılığıyla daha iyi tanıyor,
· İletişim kurarak sosyal becerilerini geliştirmeyi öğreniyor,
· Güç ve kontrolün ne kadarına sahip olduklarını anlıyor,
· Seçimlerinin sonuçları olduğunu güvenli bir ortamda, deneyimleyerek öğreniyor.
Rehber Öğretmen Duygu Merve Arslan, sınır koymada disiplin ve devamlılığın önemini ise şu sözlerle aktarıyor:
“Çocuklarla iletişimde, kararlara yönelik devamlılık da en az sınır koymak kadar önemli bir başka odak noktamız olmalı. Bir karar alındığında onu sürdürebilmek de başlı başına bir sınır. Bu kararlılık, zamanla çocuklara aile hayatından başlayarak yaşamın tüm alanlarında kuralların ve aksiyonların sonuçlarının olduğunu öğretir. Çocuğun sorumluluğu kendisine aittir. Bilinç ve psikolojinin sağlıklı gelişimi için, eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmeyi kendilerinin deneyimlemesi gerekiyor.”
Ebeveynler nasıl bir tutum sergilemeli?
Özgürlükçü, cezalandırıcı ve demokratik ebeveyn modelleri karşılaştırıldığında, çocuğu riske atacak durumlar dışında, demokratik ebeveyn tutumunun çocukların gelişimini desteklediği ve sağlıklı sınır koymayı kolaylaştırdığı öne çıkıyor.
Demokratik yaklaşımın temelinde:
· Tutarlı ve kararlı olmak,
· Aile bireyleri arasında iş birliği sağlamak,
· Açık iletişime dayalı bir ilişki kurmak, çocuklara yönelik tutumda dikkat edilmesi gereken temel noktalar arasında yer alıyor.
“Hata yapmak, sağlıklı gelişimin doğal bir parçası”
Rehber Öğretmen Duygu Merve Arslan, sınır koyma sürecine dair şu değerlendirmeyi paylaşıyor:
“Ne kadar öfkelensek de çocuğa çok sayıda kural koymak yerine, ‘hayır’ dediğimiz zamanları azaltarak mümkün olduğunca iletişim ve paylaşım yolunu tercih etmek gerekir. Doğru sınırları keşfedebilmek için hatalar yapmak, sorgulamak ve zaman zaman sınırları aşan davranışlar sergilemek gelişimin doğal bir parçası. Bu süreçte hem kendimize hem de çocuğumuza karşı bağışlayıcı olabilmek çok kıymetli.”
Sınır koymanın çocuklar için ne anlama geldiğini kavramaya çalışırken yetişkin bir bakış açısıyla empati kurabilmek de tabii ki çok kıymetli. Peki ya siz, “Daha önce hiç bilmediğiniz bir yolda, hiçbir tabela olmadan yürüdünüz mü?”
Çocuklar hangi davranışların güvenli, hangilerinin riskli olduğunu anlayabilmeleri için işaretlere, uyarılara ve net sınırlara ihtiyaç duyuyor. Sürdürülebilir ve tutarlı sınırlar koymak, çocuklara hem yön hem de güven duygusu kazandırıyor. Aile içi iletişimlerde genel olarak, demokratik bir yaklaşım izlemek ise hem iletişimi kolaylaştırıyor, hem de çocukların sağlıklı bireyler olarak öz gelişimlerini ve toplumsal aidiyetlerinin gelişimini destekliyor.


Bir yanıt yazın