29 Haziran 2024

Yeni Nesil Öğrencilere Nasıl Uyumlanırız?

İllüstrasyon: Nuray Sevinç, Tohum Çemberi Sorumlusu

Özel Sezin Okulu 2023-2024 Tohum Elçileri, yıl boyunca Tasarım Odaklı Düşünme metodolojisini kullanarak “İhtiyaç, beklenti ve öğrenme biçimleri değişen yeni nesil öğrencilere nasıl uyumlanırız?” sorusuna cevap aradı. İlkokul, ortaokul ve lise olmak üzere üç gruba ayrılarak çalıştıkları sürecin çıktılarını bu blog yazısıyla eğitimcilerle paylaşıyor, gelecek yıla ışık tutmasını diliyoruz. 

Neden bu soru?

23 Haziran 2023’te, 2022-2023 Haziran Seminer Dönemi’nin son gününde tüm Sezinli öğretmenler okulun ön bahçesinde, Tohum Elçileri’nin düzenlediği Açık Alan Buluşması’ndaydı. Bu buluşmada “Öğrencilerin kendilerini ilgilendiren kararlara katılımını nasıl artırabiliriz?”, “Sezin Okulunda gelişim odaklı bir takdir ve geri bildirim sistemini nasıl tasarlayabiliriz?” gibi sorular hakkında hep birlikte beyin fırtınası yaptılar. O gün en çok cevap alan sorulardan biri ise yeni nesle uyumlanmayla ilgiliydi. Bunun üzerine Tohum Elçileri, 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı’nı bu soruyu Tasarım Odaklı Düşünme metodolojisiyle anlayarak geçirdi.

Hızlı bir çağa doğmuş, teknolojiyle, büyük şehirlerde, bizlerin çocukluğundan farklı pedagojik yaklaşımlarla büyümüş yeni nesil öğrencilerin çok çabuk sıkıldığını, öğrenme meraklarını hızlı kaybettiklerini, disiplinli olmakta zorluk çektiklerini gözlemleyebiliyoruz. Bu şartlarda yetişmiş öğrencilere nasıl uyumlanabilir, onların öğrenme meraklarını nasıl etkin kılabiliriz?

İlkokullu yeni nesil öğrencilere uyumlanmak için…

Aybüke Öksüz Coşkun, Dilan Orak, Gizem Haktanır Yazıcı, Merve Solmaz, Raziye Sude Çeteci, Sidar Berfin Tunç

Anlama

Soru üzerine çalışmaya başlamadan önceki varsayımımız çocukların teknoloji, yapay zeka, sosyal medya ve internetle büyüdükleri için onlara uyumlanmakta zorluk çektiğimiz yönündeydi. Bu varsayımı araştırmak ve problemi anlamak için beş öğrenci, altı öğretmen, üç yönetici, bir öğretmen veli, üç dış paydaş (Terapist, psikolojik danışman ve bakım veren) ile görüştük ve farklı seviyelerde beş ders ile Okul Aile Birliği buluşması gözlemi yaptık.

Tanımlama

Yaptığımız içgörü ve gözlem çalışmalarının sonucunda dört ana bulguya ulaştık:

  • Yeni nesil öğrencilerin oyun oynama alanları çok sınırlı. 

“Kendi çocukluğumu mutlu, özgür ve oyuna doymuş olarak tanımlarım. Çocuğum çok aktif ama bir yandan kaygılı. Çünkü bizde aktivite çeşitliliği  yoktu ama özgürlük vardı. Kızımın bütün aktiviteleri planlı. Hep sınır içindeler. En fazla site içerisinde serbest bırakabiliyoruz. Hiç özgürlük yok.” Veli

  • Yeni nesil öğrencilerin oyun oynama zamanları çok sınırlı. 

“Sihirli bir değneğim olsa tabii ki okulda teneffüsleri daha uzun yapardım. Biz oyuna başlayana kadar teneffüs bitiyor. Daha çok oyun oynamak isterim çünkü, bunu zaten okul sonrası da yapamıyorum. Her gün ya ödevim var ya da kursum.” Öğrenci

  • Öğrencilerin en keyif aldıkları ders ve etkinlikler içerisinde “teknoloji” değil “oyun” vurgusu var. 

“Teknoloji olmasa hayal gücümüz gelişirdi. Teknoloji eğlenceli ama o kadar eğlenceli değil. Video izliyoruz, güzel oluyor ama izlemesek de olur. Kedi-fare oynuyoruz bazen sınıfta o çok daha eğlenceli mesela.” Öğrenci

  • Görüşülen yetişkin paydaşlar çocukların sosyal gelişimine en çok “oyun oynama”nın katkı sağladığı konusunda hemfikir.

“Biz çocukken oyun kurar, uzun saatler oynardık. Şimdiki çocuklar resmen oyun kurmayı başaramıyor, teneffüs zamanlarında ne yapacaklarını bilemiyorlar.” İlkokul Rehberlik Öğretmeni 

Bu bulgular doğrultusunda problemi tanımladık: Öğrencilerin hareket ihtiyacı çok yoğun. Oyun kurmayı bilmemeleri sosyal becerilerini köreltiyor. Okulda oyun için ayrılan zamanın artması ve alanların çoğaltılması ihtiyacı var. 

Fikir Üretimi

Hareket ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ve sosyal becerilerini güçlendirebilecekleri okul içi oyun alanları tasarlamaya karar verdik ve “Yer Gök Oyun” isimli bir prototip tasarladık.

Prototip

Okulumuzun iç bahçesine seksek, el ayak oyunu gibi oyun alanları yerleştirdik.

Test

Prototipini yaptığımız oyun alanlarında öğrencileri şu kriterlere göre gözlemledik:

  • Öğrenciler oyunları sırayla oynadı %87
  • Öğrenciler oyunu kurallarına uyarak oynadı %70
  • Öğrenciler oyun alanlarını farklı yaş grupları ile birlikte kullandı %70
  • Öğrenciler oyunları iş birliği yaparak oynadı %84
  • Oyun alanlarını kullananlar cinsiyete göre farklılaştı %54

Ortaokullu yeni nesil öğrencilere uyumlanmak için…

Anday Kahyaoğlu, Elif İpek Sıkıcı, Eser Kaya, Özden Köymen, Özge Demir

Anlama

Kendi öğrenme sorumluluğunu alamayan öğrencilerin, becerilerinin ve yetkinliklerinin sınırlı kalması ve öğretmenin öğrenme çıktılarına ulaşmasında yaşadığı güçlüklerden yola çıktık ve dört öğrenci, iki öğretmen, iki yönetici, bir öğretmen veli ve bir rehber öğretmenle görüştük.

Tanımlama

Yaptığımız derinlemesine görüşmeler ve kolaj çalışmalarının sonucunda dört ana bulguya ulaştık:

  • Yeni nesil öğrencilerde öğrenme verimliliğini artırmak için bireysel çaba ve öz disiplinin artması gerekiyor.
  • Ortamın güvensiz olması ailelerin çocuklarına sorumluluk vermesini zorlaştırıyor. 
  • Okul, öğrencinin inisiyatif almasını tetiklemeli. 
  • Öğrencinin sorumluluk, öz disiplin ve problem çözme becerilerinin gelişimi için öğretmen, veli ve yönetim iş birliği içinde olmalı. 

Bu bulgular doğrultusunda problemi ve ihtiyacı tanımladık: Yeni nesil öğrencilerin, öz disiplinlerini güçlendirmek için öğrenme sorumluluğunu üstlenmeye ihtiyacı var. 

Fikir Üretimi

Öğrencilerin öğrenme sorumluluğunu arttırmak için onların öğreten olduğu ve inisiyatif ile yürüttükleri bir atölye serisi olan Öğreten Öğrenci Atölyeleri’ni tasarladık.

Prototip

2023-2024 yılının ikinci döneminde öğrencilere atölyelerde uygulayıcı olmaları için bir çağrı yaptık. 

Test

Gelen talepler doğrultusunda prototip olarak dört hafta sürecek bir atölye serisi tasarladık. Her hafta 5, 6 ve 7. sınıflardan toplam yedi öğrenci yemek ve sunum, fitness, hayalimdeki tasarımlar ve astronomi ve gezegenler olmak üzere kendi ilgi alanlarına göre tasarladıkları atölyelerde uygulayıcı oldu. Ardından hem öğrencilerin öz değerlendirmeleri hem eğitimcilerin gözlemleri doğrultusunda çalışmanın etkisini ölçtük. 

  • Sınıfta pasif kalmayı seçen öğrencilerin bile kendi yönettikleri atölyelerde lider kimliğine ilişkin özellikleri kısa süre içinde sergilemesi, davranışlar üzerinde duyguların ne kadar etkili olduğunu göstermesi bakımından önemliydi. Duyguyu değiştirdiğiniz yerde süreç çok daha olumlu yaşanabiliyor. 
  • Elde ettiğimiz verilere göre öğrenciler doğru içeriklerle paylaşım yapma, konuyu dinleyicilerin ilgisini çekecek şekilde sunma, sorulara cevap verebilme, yaratıcı özgüvene sahip olma, paylaşımı hedefe yönelik materyallerle destekleme (poster, materyal vb.), paylaşım sırasında sorumluluklarını yerine getirme temalarında %100 oranında başarı gösterdi.
  • Öğrenciler verilen sürede sunuyu yapma ve paylaşımda akıcı bir dil ve beden dili kullanma konusunda %71 oranında başarı gösterdi.
  • Atölyeler sırasında öğrencilerden şunları duyduk:

Özbilinç Üzerine: “Kendim için ‘daha çok bilgili olmayı ve herkeste disiplin sağlamayı’ geliştirmek isterim.”

Beceri Üzerine: “Yemek hazırlamayı, bireyin yaşamsal olarak bilmesi gerekiyor.”

Yönlendirici Yaklaşım Üzerine: “Hızlı anlatmıyorum değil mi?; Herkes görebiliyor mu?; Sorusu olan bana sorabilir, anlamadığınız bir yer varsa da bana sorun; Kesmeyi bitiren arkadaşlarınızdan yardım isteyebilirsiniz.; Eğleniyor musunuz?”

Destekleyici Geri Bildirim Üzerine: “Baktığım kadarıyla çalışmalarınız güzel olmuş.”

Liseli yeni nesil öğrencilere uyumlanmak için…

Çiğdem Külekçioğlu Houdin, Hilal Kaya Şen, Nihan Akman, Nurevşan Kırçiçek, Samet Özüuygun

Anlama

20. yüzyıl çocukları, 21. yüzyıl yetkinliklerini sokakta öğrendiler. Yeni neslin bu yetkinliklere neden sahip olmadığını literatürü inceleyerek ve öğrencilerle içgörü çalışmaları yaparak anlamaya çalıştık.

Tanımlama

Dijital sosyal ağların, bilgiye hızlı erişim, ulusal/uluslararası kolay bağ kurma vb açılardan faydaları olsa da, Z kuşağı için kişiler arası iletişim becerilerini olumsuz etkilediğine ilişkin birçok çalışma bulunuyor. Bu çalışmalar ve yaptığımız görüşmelerin sonucunda dört ana bulguya ulaştık:

  • Öğrencilerin öğrenme süreçlerinde etkileşime ve söz sahibi olmaya ihtiyacı var.
  • Öğrencilerin öz disiplin becerilerini geliştirmek için yapılandırılmış kurallar ve sınırlara ihtiyacı var.
  • Öğrenme alanlarında teknolojiye değil bağ kurmaya ve yüz yüze paylaşıma ihtiyaç var.

“Teknolojisiz bir gün geçirsem arkadaşlarımla daha fazla sohbet ederdim.” Öğrenci

  • Uzun saatler oturarak derse katılımları odaklanmalarını zorlaştırdığı için harekete ihtiyaçları var.

Fikir Üretimi

Öğrencilerin öz disiplinlerini artırmak için sorumluluk almalarını ve bağ kurmalarını sağlayan bir öğrenme deneyimi tasarlamaya odaklandık. Sınıf içinde öğrencilerin farklı temalar altında bir araya gelmelerine, iş birliği yapmalarına ve iletişim kurmalarına olanak sunan aktivitelerden oluşan Team Time çalışmasını tasarladık.

Prototip

Team Time, derslerin başında öğrencileri odaklarını toplamaları için destekliyor. Hazırlık ve 9. sınıf öğrencileriyle test sürecini yürüttüğümüz çalışmada o gün uygulanacak tema ve birlikte uygulayacak takımlar çevrim içi bir uygulama aracılığıyla rastgele belirleniyor. Çalışmada beş farklı tema bulunuyor:

  • Çember: Takımlar bir çember etrafında toplanır ve belirlenen bir konu etrafında sohbet eder.
  • Hareket: Öğrencilerin hareket halinde oldukları bir takım çalışmasıdır.
  • İletişim: Öğrencilerin birbirleri ile sözlü/sözsüz iletişim kurarak tamamlamaları gereken görevlerden oluşan bir takım çalışmasıdır.
  • Tasarım: Öğrencilerin takımlarıyla birlikte verilen yönergeye göre bir ürün tasarlamasıdır.
  • Yaratıcılık: Öğrencilerin takım olarak yaratıcı fikirler ortaya çıkarmasıdır.

Test

Team Time uygulaması yapacağımız derslerde öğrencilerin derse girerken ve çıkarken nasıl hissettiklerini yazmalarını sağlamak için onlardan giriş ve çıkış bileti istedik. Bu duygulardan, sınıf içi gözlemden, öğretmen görüşlerinden ve değerlendirme formlarından yararlandık. Gördük ki:

  • 9. sınıfta bazı temel becerilerde düşüşler meydana geliyor:
  • Bu egzersizler öğrencilerin enerjisini arttırıyor: Öğrencilerin %60’ı çalışmaya başlarken yorgun ve sıkılmış olduklarını paylaşırken çıkışta paylaştıkları duygularda bu oranın %20 olduğunu gördük.
  • Bu egzersizler öğrencileri motive ediyor: Öğrencilerin %35’i çalışmaya başlarken heyecanlı olduklarını paylaşırken çıkışta paylaştıkları duygularda bu oranın %70 olduğunu gördük.
  • Öğrencilerin %36’sı arkadaşlarıyla iletişim kurmakta ve kendi düşüncelerini paylaşmakta sorun yaşamazken %20’si için bunun zorlayıcı bir deneyim olduğu görüldü. 
  • Öğrencilerin %83’ü “Grup çalışmalarının sınıf içi iletişimi geliştirdiğini düşündüğü” ve “Arkadaşlarıyla daha da yakınlaşabildiği” için bu çalışmaların devamını istedi.

Yıl boyu süren çalışmalarımızın sonucunda…

  • İlkokul grubu olarak inanıyoruz ki Prof. Dr. Ayla Oktay’ın dediği gibi “Oyun, çocuğun en ciddi işidir.” Öğrencilerimizin sosyal becerilerinin gelişmesi ve hareket ihtiyaçlarını giderebilmesi için onlara ihtiyaç duydukları alanları açmak okullar olarak bizim görevimizdir.
  • Ortaokul grubu olarak inanıyoruz ki öğrencilerin kendi öğrenme sorumluluklarını almaları gerekir. Onlara bu şansı vermek bizim işimizdir ve bu, artık her zamankinden daha fazla mümkündür.
  • Lise grubu olarak inanıyoruz ki öğrencilerimizin daha iyi öğrenebilmesini ve 21. yüzyıl yetkinliklerine sahip olabilmesini desteklemek adına onlara birbirleriyle bağ kurabilecekleri ve bu sayede okula da aidiyetlerini arttıracak alanlar açmalıyız.


YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


© 2021 Eğitim ve Ötesi