HAKKIMIZDA
İLETİŞİM
  .........
yaziID 
324
Zor Zamanlarda Anne Babalık
Eğitim ve Ötesi
Eğitim ve Ötesi Editöründen
Anne babaların, ülkemizin zor günler geçirdiği, insanların mutluluk düzeylerinin azaldığı, kaygılarının arttığı bu dönemde çocuklarına karşı tutum ve davranışlarının nasıl olması gerektiği ile ilgili kuşkuları ve endişeleri de artabilir. Uzman Psikolog Gülgün Zeytinoğlu bu konuda neler yapılabileceğini bizlerle paylaştı.

Misafir Yazar:   Uzman Psikolog Gülgün Zeytinoğlu

Bu süreçte anne babaların hem kendilerini bir yandan kaygılarını kontrol edecek konuma getirmeleri hem de çocuklarının sosyal, duygusal, zihinsel, bedensel ihtiyaçlarını daha da önemsemeleri ve hayata geçirmeleri gerekir. Bunların gerçekleştirilmesi de çoğu zaman söylenmesinden çok daha zordur!

Bu nedenle, okulöncesi dönem çocuğunun özellikleri, ihtiyaçları, korkuları ve bu konularda anne babaların yapabileceklerini paylaşalım istedik.

OKULÖNCESİ DÖNEM ÇOCUĞUNUN ÖZELLİKLERİ VE İHTİYAÇLARI NELERDİR?

Çocuğun hayatındaki ilk beş yıl, kişiliğinin şekillendiği yıllardır. Bu temel kişilik; çocuğun okul ve okul sonrası hayatında ne ölçüde başarılı olacağını, başka insanlarla ilişkilerinin nasıl gelişeceğini, ne tür bir yetişkinlik dönemi geçireceğini belirler. Okul öncesi dönemde çocuğun sadece duygusal gelişimi değil, zihin, dil, hareket ve sosyal becerileri de hızlı gelişir. Zihinsel kapasitenin %70 civarı bu dönemde oluşur. Sünger gibi bir beyne sahiptirler. Çocuk, çevresinde olanlara, topluma, kendi bedenlerine, cinsel farklılıklara karşı bir merak ve öğrenme eğilimi içindedir. Bu dönem, çocukların merak ve girişim dönemidir.

Çocuk bu dönemde sosyal olma ihtiyacının yoğun olduğu oyun çağındadır. Oyun yoluyla kendisini ve başkalarını tanır. Dramatizasyonlardan, grup olarak yapılan aktivitelerden çok hoşlanır; öğrenir ve gelişir. Öğrenilecek konunun onun yaşamındaki oyunlarla, karakterlerle ilişkilendirilerek anlatılmasından çok etkilenir.

Anne babasının ve sosyal ortamının kısıtlamalarını, kurallarını kabullenmeye yatkındır. Ancak istediğini, düşündüğünü bir an önce yapmaya ve yaptırmaya yöneldiği zaman ölçüyü kaçırabilir. Davranışları değişken olabilir. Sessiz, gürültücü, durgun, sabırsız, arkadaş canlısı, geçimsiz, hareketli, içe dönük, kayıtsız, meraklı, hırçın, neşeli gibi nitelikleri artarda gösterebilir. Doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü  ayırmada zorlanır, her gördüğü ve yaşadığı durumu kişiyi taklit edebilir. Hem bağımsız bir kişilik edinmek ister hem de bunu nasıl kazanacağını bilemez. Kişiliğindeki bu çok çeşitli özellikler nedeniyle, çocuk karşısında kararlı, tutarlı ve net tavırlara ihtiyaç duyar.

Henüz soyut düşünce yeteneği gelişmemiştir. Bu dönem çocuğun gerçek ve hayal arasında ayırım yapmakta zorlandığı,  korkularının başladığı dönemdir. Özellikle gerçeküstü yaratıklardan ve varlıklardan hem korkar hem de onları merak eder. Kendi içinden gelen olumsuz duyguları da fark etmesi korkuları arttırır.  Ölüm, din gibi konular da onun için soyut kavramlardır; anlamakta zorlanır.

Güçlü ve bağımsız olma ihtiyaçları yoğundur. En güçlü o olsun ister tıpkı SpiderMan, Batman gibi. Şiddet içeren filmlerde kahramanla özdeşleşip gücünü artırmak, kişiliğini geliştirmek ister. Toplumumuzda şiddetin, kavgaların, patlamaların hüküm sürdüğü bu dönemde de gücün bu şekilde kazanılacağını zannederek şiddet gösterenleri model almaya yönleneceği gibi, gücünün sınırlarını zorlayarak tehlikeli girişimlerde bulunabilir. Örneğin, geçtiğimiz yıllarda bir çocuğun kendini perde kornişine bağlayarak balkondan atlamaya çalışması gibi. Bu nedenlerle anne babanın kendi kaygısını kontrol edebilmesi, çocuğuna örnek alınmaya değer gerçek, güçlü, iyi modeller oluşturmaları, doğru kılavuzluk etmeleri önemlidir.

KORKULAR NEDEN OLUŞUR?

Beş yaşına doğru çocukların soyut düşünce yeteneği yavaş yavaş gelişmeye başlar. Karanlık, kötülük, bilinmezlik gibi daha önce hiç kullanmadıkları terimler sözcük dağarcıklarında yer alır, bilinmezleri ve görünmeyenleri merak ederler. Bu yaşlarda çocuk, “ölüm, hayalet, din, savaş” gibi bilinmez soyut konularla ilgilenmeye başlar. Giderek artan terör olaylarıyla bu kavramlara terör de eklenebilir. Arkadaşlarıyla sohbet konularında da bu gibi soyut kavramlar ağırlıklı olmaya başlar.

Gündüz fazla oranda bu tür konulardan bahseden çocuk, gece olunca arkadaşlarıyla birbirlerine anlattıkları tuhaf ve korkunç şeylerin etkisi altında kalarak bunları uykudan önce hayal etmeye başlayabilir. Bazen odadaki ışık oyunlarını hayalete benzetebilir, bazen de odadaki en ufak sesi başka bir korkutucu şeyin yerine koyup korkabilir. Bu nedenle, çocuğunuz gece uykuya dalmadan önce keyiflendirici hayaller kurmasına yardımcı olabilirsiniz.

Çocuğunuz sizin denetiminiz olmadan televizyon seyrediyorsa Çocuklarınızı “nasıl olsa çocuk programı seyrediyor!” diye televizyon karşısında yalnız bırakmak en büyük yanılgıdır.  Buna bir de çocukların uyanık olduğu zamanlarda yayınlanan bazı şiddet içerikli programlar veya filmler, haberler eklenince televizyon çocuklarımız için bir “eğitim aracı” olmaktan çıkıp “korku makinesi” haline dönüşebilir. Zira; çatışma ve terör haberleri, konuşmaları çocukları gerginleştirir, anlamlandıramadığı korkulara yol açarak davranışlarını kontrol edemez hale gelmesine neden olabilir.

Gece korkularının bir nedeni de ani olayların, yaşanan kötü korkutucu durumların çocuğunuzu etkilemesidir. Okul öncesi dönem çocukları, korkutucu bir durum olduğunu çevredeki ipuçlarından anlayabilirler, ama nasıl adlandıracaklarını bilemedikleri için, korku davranışlarındaki kontrolsüzlük şeklinde ortaya çıkar. Yaşadığımız dönemde de terör olayları aniden ortaya çıkıyor, nereden, nasıl geleceğini kimse bilmiyor. Yetişkinlerin bile anlam veremediği olaylar yaşanıyor. Dolayısıyla bu yaş çocuğunun da olanlara anlam vermesini bekleyemeyiz. Eğer çocuğumuzda gece korkuları bu dönemde arttıysa nedenlerini araştırırken en başta bu gerçeği göz önünde bulundurmalıyız.

GECE KORKULARI NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?

Kaynağını araştırın.

Belirttiğimiz nedenlerden hangisi ya da hangilerinden dolayı çocuğunuzun korkuları olduğunu tespit edin. Bunu yapmak için ise çocuğunuzla konuşun.

Fiziksel ortamı düzenleyin.  

Örneğin, eğer çocuğunuz odasının lambasından çıkan gölgeyi hayalete benzetip korkuyorsa odanın ışık düzenini değiştirin. Hole ufak bir lamba koyabilirsiniz. Odanın ısısının normal olmasına özen gösterin. Onu yemekten hemen sonra yatırmamaya ya da çok açken uyutmamaya dikkat edin. Ilık süt ve rahatlatıcı meyve çayları onun rahat uyumasını kolaylaştırır. Ayrıca, çocuğunuzla birlikte alışverişe çıkarak onun seçeceği bir nevresim takımı, gece lambası alınabilir. Böylece uyku ortamını kendi istediği şekilde düzenlemesini sağlamış olursunuz

Yatmadan önce onunla neşeli ve huzurlu zaman geçirin.

Onunla dinleyeceğiniz hafif bir müzik, anlatacağınız bir masal, tatlı bir sohbet, güzel şeyler hayal etmesi çocuğunuzun rahatlamasını ve uykuya huzurlu bir şekilde dalmasını sağlar.

Çocuğunuzun yanında asla tartışmayın.

Çocuğunuz anne babasının en ufak tartışmasını dahi gözlerinde büyütüp sorun olarak görebilir.  Kavgadan sonra siz barışsanız bile çocuğunuz “annem babam ayrılacak mı?” “acaba hangisi beni terk edecek?”  kaygısını yaşayabilir ve ayrılmamanız için yanınızda yatmak isteyecek ya da uyumayarak aranızda bir elçi görevi görecektir.

Çocuğunuzu yatağınıza almayın.

Onu yatağınıza almak yerine uykudan önce rahatlaması için siz ona yatağının ucunda oturup hikaye okuyabilir veya müzik dinleyip sohbet edebilirsiniz. Ama o uyuduktan sonra yanından ayrılın, onun yatağında uyumayın.

Soyut kavramlarla ilgili doğru bilgi verin.  

Çocuğunuzun ölüm, savaş, din, tanrı, cinsellik gibi soyut konularda doğru ve yeteri kadar bilgiyi edinmesi, yanlış düşüncelere varmamasını istiyorsanız zaman zaman onunla bu konularda sohbet edin.  Hayalet, hortlak,  gibi hayali kahramanların gerçekte olmadığı konusunda onu bilgilendirin. Gerçekleri onun yaşına uygun bir dille anlattığınız zaman o da kulaktan dolma bilgilere inanarak korkmamayı öğrenecektir.

Yapılan araştırmalar gergin ve kaygılı çocukların; aşırı kontrol edici, aşırı koruyucu, aşırı izin verici, otoriter aile yapılarından geldiklerini ve düşük kabul gördüklerini gösteriyor. Zira bu tür aile yapılarında çocuklar kişiliklerini geliştirmeleri için gerekenleri; bağımsız hareket etmeyi, iyiyi kötüyü ayırmayı, karar vermeyi, kararın sonucunu değerlendirmeyi, kendini kontrol etmeyi, kendi işini görmeyi, sabretmeyi ve kendilerine güvenmeyi öğrenemiyor. 

Oysa yaşadığımız ve yaşayacağımız zor günlerde çocuklarımızın kaygı düzeylerini sağlıksız tutumlarla artıracağımıza demokratik tutum içinde olmaya çalışmalı, bu becerilerini geciktirmeden geliştirmelerine yardımcı olmalıyız.

 
BUGÜN 1324 KERE
OKUNDU
1 YORUM
YAPILDI
 
   
217
gökhan
merhaba; öncelikle emeğinize sağlık güzel paylaşım olmuş... okul öncesi çocuk, tablet ve korku(gece terörü) konusunda da fikirlerinizin çok önemli olacağını düşünüyorum. saygılarımla...
00:01:12 05/03/2017

EN SON EKLENEN

Nasıl İyi Bir MUN Konuşmacısı Olunur?
BU KATEGORİDEN

Nasıl İyi Bir MUN Konuşmacısı Olunur?
EN ÇOK OKUNAN
Öğretmen - veli ilişkisi: Çatışma değil işbirliği
ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
<<<Mart 2019>>>
Mart 2019
 PSÇPCCP
925262728123
1045678910
1111121314151617
1218192021222324
1325262728293031
141234567

LİSTE OLARAK GÖR
YORUMLARINIZ

LİSTE OLARAK GÖR

UZMANLAR

En Son Yapılan Yorumlar
  Ali Rıza Çatal Eğitimci  
 
  Gülin Sezin Özel Sezin Okulu Kurucusu  
 
  Halide Karaarslan Anasınıfı Akademik Koordinatör  
 
  Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Özel Sezin Okulu Rehberlik Birimi  
 
LİSTE OLARAK GÖR



ABONE OLÜCRETSİZ BÜLTEN ABONELİĞİ

Eğitim ve Ötesi'nden haberleri düzenli olarak e-posta adresinize almak için abone olun.


BİZİ FACEBOOK'TA TAKİP EDİN