HAKKIMIZDA
İLETİŞİM
  .........
yaziID 
226
Genç Sesler 2014; Çocukların Sesini Duyurmak!
03/12/2014
Esra Okutan
Eğitim ve Ötesi Editörü
İsveç Konsolosluğu'nun girişimiyle düzenlenen seminerde, 'çocukların okuma ve yazma alışkanlıklarını geliştirmeleri için sürdürülebilir bir çevre nasıl yaratılır?', konusu tartışıldı. İsveçli yazar ve tiyatrocular ilham verici sunumlar gerçekleştirdiler.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 25. yılı nedeniyle İsveç İstanbul Başkonsolosluğu ve  İsveç Sanat Konseyi bir ay süresince İstanbul ve Ankara’da farklı kurumların ve STK’ların da işbirliğiyle çeşitli etkinlikler düzenledi. 8 İsveçli çağdaş çocuk kitapları illüstratörünün katılımıyla  FMV Galeri Işık  Nişantaşı’nda düzenlenen sergi, çocuk kitapları yayımı konusunda, “Kumkurdu” serisiyle ülkemizde de çok sevilen ünlü İsveçli yazar Åsa Lind’in yanı sıra birçok Türk ve İsveçli yazar ve çizerin katıldığı seminer, Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleşen çocuk hakları üzerine sempozyum ve son olarak da yine FMV Işık Okulları Nişantaşı kampusünde düzenlenen “Çocukların Sesini Duyurmak” semineri…

 

ÇOCUKLARIN SESİNİ DUYURMAK

2 – 3 Aralık’ta düzenlenen “Çocukların Sesini Duyurmak” seminerinin ilk gününde İsveçli çocuk kitapları yazarı ve öğretmen Martin Widmark, çocuk kitapları yazarı Tülin Kozikoğlu, İsveç’te gençleri okumaya teşvik eden bir örgüt olan Berattarministeriet’in çalışanlarından Melis Yorulmaz, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni Suzanne Osten, oyun yazarı Ann Sofie Barany, çağdaş sirk Cirkus Cirkör müdürü Anders Frennberg yer aldı.  Konuşmacıların her biri oldukça ilginç sunumlar gerçekleştirdiler. Ama herkesi ayrıntılı şekilde yazmak çok uzun olacağından bu yazıda sadece iki sunum  hakkındaki notlarımı paylaşacağım.

İSVEÇLİ YAZARDAN İPUÇLARI

Martin Widmark (Canavar Avcıları; Lasse Maja Dedektif Bürosu;/ Pegasus Yayınları)  İsveç’in en popüler yazarlarından biri. Kitapları sadece İsveç’te üç milyondan fazla satmış, 30 dile çevrilmiş. Martin Widmark, çocuklar için yazmanın inceliklerini anlatmaya kendi yazım serüveninden bahsederek başladı. Yuvaya gitmek istemeyen küçük oğlu bir gün, geleceğin yazarına “Bir kaplan nasıl yakalanır?” diye sormuş. Martin Widmark cevabı bir hikaye şeklinde vermiş. Böylece ilk kitabı “Bir Kaplan Yakalamak” da yazılmış olmuş. Ardından ülkemizde de çok okunan dedektif serileri gelmiş. Ünlü yazar, öğretmen olmasının da yardımıyla




çocukların zevkle okuyacağı kitapların formülünü şöyle ortaya çıkarmış.

  1. Çocukların dil becerisi ve entelektüel seviyesi arasındaki dengeyi bulmak
  2. Yeni kelimeleri metne katmak
  3. Çocukların ilgisini çeken bir konu bulmak
  4. Metin ve illüstrasyonlar arasındaki uyum.

İsveçli yazar, çocukların dil becerisiyle, entelektüel seviyesinin aynı düzeyde olmadığını söylüyor. Çocuklar kendilerini basit bir şekilde ifade ediyor olabilirler. Ama aslında entelektüel kapasiteleri çok daha yüksek. Bu yüzden basit cümleler kullanılsa da, kitabın konusu daha karmaşık ve derin olmalı. Aksi takdirde çocuklar kendi yaş aralıklarına göre yazılmış kitapları “çocukça ve sıkıcı” bulabiliyorlar.  Metne yeni kelimler katılırken, o kelimenin anlamını ortaya çıkaracak şekilde kullanmak, çocukların yavaş okuduğunu  hesaba katarak bilgileri (unutmamaları için) tekrar etmek, dkkat edilmesi gereken hususlardan.

OKUMAK NEDİR?

Martin Widmark, konuşmasında İsveç’te okuma kültürü konusunda yaşanan sorunlara da değindi. Araştırmalara göre İsvaç’te ortaokula geçen erkek çocukların % 30’u kabul edilebilir okuma becerisine sahip değil. Bir öğretmen olarak bu konunun çözümü konusunda kafa yoran Widmark, önce “okumak nedir? sorusunun cevabını bulmaya çalışmış ve şu bölümlere ayrıştırmış;

  1. Deşifre etme (Decoding)
  2. Otomasyon (Automation)
  3. Kavrayış (Comprehension)
  4. Okuma zevki

Bu dört sürecin doğru ilerlemesi sonucunda kişi okuma zevki ve alışkanlığı edinmeye başlıyor. Ama bu süreçteki teknik aksamalar hedefe varılmasını engelliyor. Bu becerilerin gelişmesini sağlamanın yolu da okunan metin üzerine konuşmaktan, tartışmaktan, satırlar arasında gizlenen mesajları ortaya çıkarmaktan geçiyor.

OKUMA STRATEJİLERİ

Martin Widmark ayrıca Palinscar ve Brown’un “karşılıklı öğretme” (reciprocal teaching) kuramından bahsederek, metni belli stratejiler kullanarak tartışmanın öneminden sözetti. Deneyimli bir kitap okurunun farkında olmadan gerçekleştirdiği stratejiler yeni okumaya başlayanlara öğretilebilir. Bunlar;

  1. Tahmin etme (Predicting)
  2. Özetleme (Summarizing)
  3. Sorgulama (Questioning)
  4. Açıklığa kavuşturma (Clarifying)

Martin Wimark konuşmasını, her şey yapılabilir ama çocuğun “anlamaması” asla kabul edilemez. Öğretmen ne yapıp edip çocuğun anlamasını sağlamalı ve asla geçiştirmemelidir diyerek noktaladı.

BEBEK TİYATROSU

Diğer, ilham verici sunum, çocuk tiyatrosu yazar ve yönetmenleri Ann Sofie Barany ve Suzanne Osten tarafından gerçekleşti. Theatre Unga Klara’nın (www.ungaklara.se) yöneticileri, “bebek draması” çalışmaları hakkında bilgi verdi. Bu bir tiyatro ama 6 aylık bebeklere yönelik bir tiyatro. Önce çılgınlık gibi gelen bu fikir, oldukça başarılı olmuş. Önceleri “Bebekler günlük hayatla, rolü nasıl ayırt edecek? Onlar için her şey tiyatrodur” gibi eleştirilerle karşılaşmışlar. Ama deneyimleri bebeklerin, mimik ve seslerden, hareketlerden her şeyi “bal gibi de anladıklarını” kanıtlamış. Aslında bebekler de kendilerini ifade edemeseler de çok daha fazlasını anlıyorlar. Bize seyrettirdikleri drama videolarında, bütün bebeklerin aynı anda kafalarını belli yönlere çevirerek aktörü izlemesinden, aynı anda gözlerini açıp aynı anda kıkırdamalarından bu açık bir şekilde anlaşılıyor.

ANLAMLI CÜMLELER SÖYLEMEK

Suzanne Osten, bütün çalışmalarında uzmanlara danıştıklarını, öğretmenlerin desteğini alarak ilerlediklerini söylüyor. Yıllar önce boşanma üzerine yaptıkları bir çocuk tiyatrosu çok ciddi eleştirilere hedef olmuş. Osten, tiyatronun amacının, sorunu gösterme ve bunu aşmayı sağlamak olduğunu söylüyor. Bu anlamda her konu (doğru mesaj ve görüş açısına bağlı olarak) çocuk tiyatrosunun konusu olabilir ama yetişkinler bu konularda çok daha tutucu olduğundan önce uzmanların onayını ve desteğini alıyorlar.   Ann Sofie Barany bebeklerin ve çocukların algısını küçümsememek üzerine küçük bir anekdot da paylaştı. II. Dünya Savaşı sırasında bir hastanede öksüz kalan çocuklar, bakım altında olmalarına rağmen patır patır ölüyormuş. Bir psikolog, bu duruma dayanamayıp her gün her bebeğe bir hemşirenin günde en az üç kez sarılıp “anlamlı bir cümle” söylemesini istemiş.  Bebekler hayata sarılmaya başlamışlar, nedensiz ölümler sona ermiş (Burada “anlamlı cümle” konusu önemli, glu glu, bidi, bidi değil... )

Katılımcılar tarafından çok illham verici bulunan bu sunumları kalemim döndüğü kadar aktarmaya çalıştım. Daha fazlasını merak edenler www.facebook.com/swedeninTurkey sayfasını ziyaret edebilirler. 

 
BUGÜN 2479 KERE
OKUNDU
1 YORUM
YAPILDI
 
   
105
Handan Tüfekçioğlu
Anlamlı cümle söylemek konusundaki anekdot çok çarpıcı. Zaten son günlerde hep kullandığımız kelimelerin gücüyle ilgili yazılar okuyordum. Okumak kadar okuduğumuzu konuşmanın da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bence genel olarak tüm okullarda öğretmenler böyle kısa süreli sohbetler oluşturmalı ama doğaçlama,plansız aniden, sohbet tadında. Yazı için teşekkürler.
12:21:49 03/12/2014

EN SON EKLENEN

“İşimi otomatize eden bir algoritma geliştirdim. Bu etiğe aykırı mı?”
BU KATEGORİDEN

Sınav Kaygısını Yönetmek: Aileler Ne Yapabilir?
EN ÇOK OKUNAN
Öğretmen - veli ilişkisi: Çatışma değil işbirliği
ETKİNLİK TAKVİMİ

Calendar
Title and navigation
<<<Temmuz 2019>>>
Temmuz 2019
 PSÇPCCP
2624252627282930
271234567
28891011121314
2915161718192021
3022232425262728
312930311234

LİSTE OLARAK GÖR
YORUMLARINIZ

LİSTE OLARAK GÖR

UZMANLAR

En Son Yapılan Yorumlar
  Ali Rıza Çatal Eğitimci  
 
  Gülin Sezin Özel Sezin Okulu Kurucusu  
 
  Halide Karaarslan Anasınıfı Akademik Koordinatör  
 
  Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Özel Sezin Okulu Rehberlik Birimi  
 
LİSTE OLARAK GÖR



ABONE OLÜCRETSİZ BÜLTEN ABONELİĞİ

Eğitim ve Ötesi'nden haberleri düzenli olarak e-posta adresinize almak için abone olun.


BİZİ FACEBOOK'TA TAKİP EDİN